|
|
istanbul11499 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Atatürk7918 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
müzik6342 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
yeraltı edebiyatı5812 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Beşiktaş3082 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
düşünce çöplüğü2957 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
edebiyat2846 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
psikoloji1935 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
last fm1809 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
şiir1415 üyesi var. üyelik serbest. |
"Bir gün kaldığın yerden başlayacaksınBiri seni bulacakÖnce korkacaksın eski acılara yakalan...maktanBiraz ürkeceksin.!Ne kadar dirensen de nafile.İnsansın sonuçta, seveceksinEski acılara bakıp da küsme sevdalaraGâvura kızıp da oruç bozulmaz.!Sök at kafandan acaba'ları.!BİR KEMİK AYNI YERDEN İKİ DEFA KIRILMAZ..."
Evet, kirli bir ırmaktır insan
kirli bir ırmağı içine alması
ve bozulmadan kalması için,
deniz olmalı kişi.
...Bakın size üstinsanı öğretiyorum:
o, işte bu denizdir
onda batabilir sizin büyük horgörmeniz..
Özgür mü diyorsun kendine ?
Sana hükmeden düşünceni duymak isterim,
bir boyunduruktan kaçıp kurtulduğunu değil !
EĞER
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiç bir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp,
göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında
bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde
“Onca ayrılığın birinci dereceden failidir.” denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde
amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya, canım ellerini tutmak isterse…
Evet sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa
tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!